Skip to main content

Readings

Dil, Düşünce ve Gerçeklik

C1 Level

Dilin yalnızca düşünceleri ifade eden bir araç mı, yoksa düşüncenin kendisini biçimlendiren bir yapı mı olduğu, dilbilim ve felsefenin kadim tartışmalarından biridir. Edward Sapir ve onun öğrencisi Benjamin Lee Whorf'un adıyla anılan dilsel görelilik kuramı, konuştuğumuz dilin dünyayı algılama ve kavramsallaştırma biçimimizi etkilediğini öne sürer. İlginçtir ki "Sapir-Whorf hipotezi" adlandırması, iki düşünürün birlikte formüle ettiği bir tezden değil, sonraki kuşakların onların görüşlerini özetleme çabasından doğmuştur.

Bu hipotezin güçlü versiyonu, dilin düşünceyi tamamen belirlediğini (dilsel determinizm) iddia ederken, zayıf versiyonu dilin düşünce üzerinde bir etkisi ve yönlendirmesi olduğunu, ancak onu tamamen hapsetmediğini savunur. Bugün güçlü versiyon, dilbilimcilerin büyük çoğunluğu tarafından reddedilmektedir: Diller arasında çeviri yapılabilmesi ve insanların kendi dillerinde karşılığı bulunmayan kavramları öğrenebilmesi, düşüncenin dilin sınırlarına hapsolmadığını gösterir. Eskimoların kar için onlarca, hatta yüzlerce kelimesi olduğu yolundaki popüler iddia da büyük ölçüde bir efsanedir; üstelik İnuit dilleri gibi çok bireşimli dillerde, tıpkı Türkçede olduğu gibi, eklerle neredeyse sınırsız sayıda sözcük türetilebildiğinden, "kelime saymak" zaten yanıltıcıdır.

Buna karşın zayıf versiyon, deneysel çalışmalardan belli ölçüde destek almıştır. Örneğin Rusçada açık mavi için "goluboy", koyu mavi için "siniy" olmak üzere iki ayrı temel renk sözcüğü bulunur. Deneylerde Rusça konuşanların, bu iki kategoriye ayrı düşen mavi tonlarını, aynı kategoriye giren tonlara göre daha hızlı ayırt ettikleri, İngilizce konuşanlarda ise böyle bir avantaj görülmediği saptanmıştır. Avustralya'da konuşulan Guugu Yimithirr dilinde ise mekânsal ilişkiler, "sağ" ve "sol" gibi bedene göre tanımlanan yönler yerine kuzey, güney, doğu ve batı gibi mutlak yönlerle ifade edilir; bu dili konuşanların, bulundukları yeri şaşırtıcı bir isabetle takip edebildiği bildirilmektedir.

Türkçe de bu tartışmaya ilginç bir katkı sunar. Türkçede geçmişteki bir olayı aktaran kişi, çoğu zaman bilginin kaynağını da dil bilgisel olarak belirtir: "Ali gelmiş" ile "Ali geldi" arasındaki fark, bilginin duyum ya da çıkarım yoluyla mı edinildiğini, yoksa doğrudan tanıklığa mı dayandığını yansıtır. -mIş ve -DI ekleri arasındaki bu kanıtsallık ayrımının, konuşucuların bilgi kaynaklarına gösterdikleri dikkati etkileyip etkilemediği, psikodilbilimcilerin ilgisini çeken bir sorudur; ancak bulgular henüz kesin bir sonuca işaret etmemektedir.

Sonuç olarak, bu tartışma kesin bir sonuca bağlanmamış olsa da kullandığımız kelimelerin, metaforların ve dil bilgisi yapılarının, dikkatimizi neye yönelttiğimiz ve olayları nasıl çerçevelediğimiz üzerinde belirli bir etkisi olduğu yaygın biçimde kabul görmektedir. Başka bir deyişle dil, düşüncemizin hapishanesi değil, daha çok onun alışkanlıklarını biçimlendiren bir rehberdir.

Vocabulary

  • kadimancient, age-old
  • dilsel göreliliklinguistic relativity
  • kavramsallaştırmaconceptualization
  • öne sürmekto propose, to assert
  • dilsel determinizmlinguistic determinism
  • hapsolmakto be confined, to be trapped
  • efsanemyth, legend
  • çok bireşimlipolysynthetic
  • mutlak yönabsolute (cardinal) direction
  • kanıtsallıkevidentiality
  • duyumhearsay, report
  • çıkarıminference
  • tanıklıkwitnessing, testimony
  • çerçevelemekto frame

Comprehension Quiz

1. Sapir-Whorf hipotezinin zayıf versiyonu neyi savunur?

2. Dilsel determinizm fikrine karşı sunulan bir argüman nedir?

3. Metnin genel sonucu nedir?

4. Metne göre Rusça konuşanlarla yapılan deneylerde ne saptanmıştır?

5. Türkçede 'Ali gelmiş' ile 'Ali geldi' arasındaki temel fark nedir?

Learn Anywhere

Take FluenTurk Offline

Practice grammar, learn vocabulary, and track your progress on the go with our dedicated mobile app.

AndroidiOS