Readings
- Merhaba DünyaA1
- PazardaA1
- Okulda Bir GünA1
- Benim EvimA1
- Renkler ve EşyalarA1
- Türk KahvaltısıA1
- Vapur YolculuğuA1
- Bayram ZiyaretiA1
- Türk KahvesiA1
- Hasta OlmakA1
- Bir Pazar GünüA2
- Favori RestoranımA2
- Sinema MacerasıA2
- Alışveriş GünüA2
- Doğum Günü PartisiA2
- Kapadokya GezisiA2
- Menemen YapmakA2
- Kapalıçarşı'da PazarlıkA2
- İstanbul'un Sokak HayvanlarıA2
- Yeni Bir İşe BaşlamakA2
- İstanbul'da Bir GünB1
- Yeni Bir Hobi: FotoğrafçılıkB1
- Köy ZiyaretiB1
- Kayıp CüzdanB1
- Beklenmedik KarşılaşmaB1
- Çay KültürüB1
- Komşuluk İlişkileriB1
- Efes Antik Kenti'ne YolculukB1
- Bir Düğün HikayesiB1
- Ebru Sanatını ÖğrenmekB1
- Zorlu İş GörüşmesiB2
- Bir Kitap Eleştirisi: Saatleri Ayarlama EnstitüsüB2
- Kaçkarlar'da Doğa YürüyüşüB2
- Köy Okulunda GönüllülükB2
- Çağdaş Sanat GalerisindeB2
- Kentsel Dönüşüm TartışmasıB2
- Mimar Sinan ve EserleriB2
- Üniversite Sınavı MaratonuB2
- Bir Yazar Portresi: Yaşar KemalB2
- Boğaziçi'nin ÖnemiB2
- Teknoloji, Toplum ve MahremiyetC1
- Lale Devri'nin Yeniden YorumlanmasıC1
- Çevre Krizi ve Bireysel SorumlulukC1
- Sanatın Toplumsal İşleviC1
- Dil, Düşünce ve GerçeklikC1
- Anadolu'nun Eşsiz BiyoçeşitliliğiC1
- Beyin Göçü OlgusuC1
- Tarihi İpek Yolu ve Kültürel EtkileşimC1
- İstanbul ve 'Hüzün' KavramıC1
- TDK ve Dilde Sadeleşme HareketleriC1
Readings
Dilin yalnızca düşünceleri ifade eden bir araç mı, yoksa düşüncenin kendisini biçimlendiren bir yapı mı olduğu, dilbilim ve felsefenin kadim tartışmalarından biridir. Edward Sapir ve onun öğrencisi Benjamin Lee Whorf'un adıyla anılan dilsel görelilik kuramı, konuştuğumuz dilin dünyayı algılama ve kavramsallaştırma biçimimizi etkilediğini öne sürer. İlginçtir ki "Sapir-Whorf hipotezi" adlandırması, iki düşünürün birlikte formüle ettiği bir tezden değil, sonraki kuşakların onların görüşlerini özetleme çabasından doğmuştur.
Bu hipotezin güçlü versiyonu, dilin düşünceyi tamamen belirlediğini (dilsel determinizm) iddia ederken, zayıf versiyonu dilin düşünce üzerinde bir etkisi ve yönlendirmesi olduğunu, ancak onu tamamen hapsetmediğini savunur. Bugün güçlü versiyon, dilbilimcilerin büyük çoğunluğu tarafından reddedilmektedir: Diller arasında çeviri yapılabilmesi ve insanların kendi dillerinde karşılığı bulunmayan kavramları öğrenebilmesi, düşüncenin dilin sınırlarına hapsolmadığını gösterir. Eskimoların kar için onlarca, hatta yüzlerce kelimesi olduğu yolundaki popüler iddia da büyük ölçüde bir efsanedir; üstelik İnuit dilleri gibi çok bireşimli dillerde, tıpkı Türkçede olduğu gibi, eklerle neredeyse sınırsız sayıda sözcük türetilebildiğinden, "kelime saymak" zaten yanıltıcıdır.
Buna karşın zayıf versiyon, deneysel çalışmalardan belli ölçüde destek almıştır. Örneğin Rusçada açık mavi için "goluboy", koyu mavi için "siniy" olmak üzere iki ayrı temel renk sözcüğü bulunur. Deneylerde Rusça konuşanların, bu iki kategoriye ayrı düşen mavi tonlarını, aynı kategoriye giren tonlara göre daha hızlı ayırt ettikleri, İngilizce konuşanlarda ise böyle bir avantaj görülmediği saptanmıştır. Avustralya'da konuşulan Guugu Yimithirr dilinde ise mekânsal ilişkiler, "sağ" ve "sol" gibi bedene göre tanımlanan yönler yerine kuzey, güney, doğu ve batı gibi mutlak yönlerle ifade edilir; bu dili konuşanların, bulundukları yeri şaşırtıcı bir isabetle takip edebildiği bildirilmektedir.
Türkçe de bu tartışmaya ilginç bir katkı sunar. Türkçede geçmişteki bir olayı aktaran kişi, çoğu zaman bilginin kaynağını da dil bilgisel olarak belirtir: "Ali gelmiş" ile "Ali geldi" arasındaki fark, bilginin duyum ya da çıkarım yoluyla mı edinildiğini, yoksa doğrudan tanıklığa mı dayandığını yansıtır. -mIş ve -DI ekleri arasındaki bu kanıtsallık ayrımının, konuşucuların bilgi kaynaklarına gösterdikleri dikkati etkileyip etkilemediği, psikodilbilimcilerin ilgisini çeken bir sorudur; ancak bulgular henüz kesin bir sonuca işaret etmemektedir.
Sonuç olarak, bu tartışma kesin bir sonuca bağlanmamış olsa da kullandığımız kelimelerin, metaforların ve dil bilgisi yapılarının, dikkatimizi neye yönelttiğimiz ve olayları nasıl çerçevelediğimiz üzerinde belirli bir etkisi olduğu yaygın biçimde kabul görmektedir. Başka bir deyişle dil, düşüncemizin hapishanesi değil, daha çok onun alışkanlıklarını biçimlendiren bir rehberdir.
Vocabulary
- kadimancient, age-old
- dilsel göreliliklinguistic relativity
- kavramsallaştırmaconceptualization
- öne sürmekto propose, to assert
- dilsel determinizmlinguistic determinism
- hapsolmakto be confined, to be trapped
- efsanemyth, legend
- çok bireşimlipolysynthetic
- mutlak yönabsolute (cardinal) direction
- kanıtsallıkevidentiality
- duyumhearsay, report
- çıkarıminference
- tanıklıkwitnessing, testimony
- çerçevelemekto frame
Comprehension Quiz
1. Sapir-Whorf hipotezinin zayıf versiyonu neyi savunur?
2. Dilsel determinizm fikrine karşı sunulan bir argüman nedir?
3. Metnin genel sonucu nedir?
4. Metne göre Rusça konuşanlarla yapılan deneylerde ne saptanmıştır?
5. Türkçede 'Ali gelmiş' ile 'Ali geldi' arasındaki temel fark nedir?