Skip to main content

Readings

İstanbul ve 'Hüzün' Kavramı

C1 Level

2006 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülen Orhan Pamuk, İstanbul'u anlattığı eserlerinde, özellikle de "İstanbul: Hatıralar ve Şehir" (2003) adlı kitabında, "hüzün" kavramını merkeze alır. Kitap, yazarın çocukluk ve gençlik yıllarına ait anılarını şehrin tarihiyle iç içe geçirir. Pamuk'a göre bu hüzün, kişisel bir melankoliden ziyade, şehrin ruhuna sinmiş ve milyonlarca insanın ortaklaşa yaşadığı kolektif bir duygudur. Bu duygu, büyük bir imparatorluğun çöküşünün ardından geride kalan kültürel zenginlik ile yazarın çocukluğundaki şehrin yoksulluğu ve sıradanlığı arasındaki tezattan beslenir.

Pamuk, kelimenin Arapça kökenine ve tasavvuf geleneğindeki anlamına da değinir. Tasavvufta hüzün, insanın Tanrı'ya yeterince yaklaşamamasından doğan ve bu nedenle değerli sayılan manevi bir acıdır. Pamuk ise kavramı, Batılı yazarların bireysel melankolisinden ayırarak bir şehrin bütününe yayılmış, ortaklaşa benimsenen bir ruh hâli olarak yorumlar. Ona göre hüzün, kişinin kendini yalnız hissetmesinden çok, bir topluluğun paylaştığı bir bakış açısı, hatta bir yaşam biçimidir.

İstanbul'un hüznü; Boğaz'ın gri sularında, yanmış ya da çürümeye terk edilmiş ahşap yalıların kararmış yüzlerinde, kışın yağan karın altında sessizleşen sokaklarda ve şehrin sakinlerinin bakışlarındaki belli belirsiz kederde kendini gösterir. Pamuk, çocukluğunun İstanbul'unu siyah-beyaz bir şehir olarak betimler; kitapta yer alan ve aralarında Ara Güler'in karelerinin de bulunduğu eski fotoğraflar bu atmosferi güçlendirir. Bu, bir kayıp duygusudur; kaybedilmiş bir geçmişin, bir ihtişamın ve bir bütünlüğün yasını tutmaktır. Pamuk, Yahya Kemal, Ahmet Hamdi Tanpınar, Abdülhak Şinasi Hisar ve Reşat Ekrem Koçu gibi yazarların yıkıntılar arasında kaybolan geçmişi yeniden kurma çabalarını da bu duygunun edebî yansımaları olarak okur. Bunun yanı sıra Gérard de Nerval ve Théophile Gautier gibi şehri ziyaret etmiş Batılı yazarların gözlemlerine başvurarak, dışarıdan bakan gözün İstanbul'un hüznünü nasıl algıladığını da sorgular.

Ancak bu hüzün, tamamen olumsuz bir duygu da değildir. İstanbullular için bu duyguyu benimsemek, şehrin kimliğinin bir parçasını kabul etmek ve bu ortak duygu üzerinden birbirleriyle bir bağ kurmak anlamına gelir. Nitekim hüzün, şehrin estetiğinin ve yaratıcılığının da bir kaynağı hâline gelmiştir. Öte yandan bazı eleştirmenler, bu yaklaşımın İstanbul'u nostaljik bir bakışla romantikleştirdiğini ve şehrin canlı, dinamik yüzünü gölgede bıraktığını ileri sürer.

Vocabulary

  • hüzünmelancholy (a specific, deep, collective sadness)
  • layık görülmekto be deemed worthy (of an award)
  • kolektifcollective
  • tezatcontrast, contradiction
  • tasavvufSufism
  • manevispiritual
  • ruh hâlimood, state of mind
  • yalıwaterside mansion (on the Bosphorus)
  • betimlemekto describe, to depict
  • ihtişamsplendour, magnificence
  • yasını tutmakto mourn
  • yıkıntıruin
  • benimsemekto adopt, to embrace
  • romantikleştirmekto romanticize

Comprehension Quiz

1. Orhan Pamuk'a göre İstanbul'un hüznü nereden beslenir?

2. Hüzün hangi duyguyu ifade eder?

3. Hüzün, İstanbullular için sadece olumsuz bir duygu mudur?

4. Metne göre tasavvuf geleneğinde hüzün nasıl bir duygudur?

5. Bazı eleştirmenler Pamuk'un yaklaşımına hangi itirazı yöneltir?

Learn Anywhere

Take FluenTurk Offline

Practice grammar, learn vocabulary, and track your progress on the go with our dedicated mobile app.

AndroidiOS